Batıanadolu

LGS Kaygısı Nasıl Yönetilir?

LGS süreci yaklaştıkça birçok öğrencinin içinde tarif etmesi zor bir huzursuzluk oluşur. Bazen dersin başına oturmayı zorlaştıran bir isteksizlik, bazen de “ya yapamazsam” düşüncesiyle gelen bir sıkışmışlık hissi… Bunların hiçbiri garip değil. Aksine, önemli bir sınava hazırlanan pek çok öğrencinin yaşadığı doğal duygular.

Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü belli bir düzeyde kaygı, odaklanmayı artırabilir. Sorun, bu duygunun kontrolden çıkıp düşünceleri ve davranışları yönetmeye başlamasıdır. Bu noktada yapılması gereken şey kaygıyı bastırmak değil, onu tanımayı öğrenmektir.

Öncelikle kaygının ne zaman ortaya çıktığını fark etmek önemlidir. Ders çalışırken mi artıyor, deneme sınavlarında mı yoksa sınav günü yaklaştıkça mı yoğunlaşıyor? Bu farkındalık, çözüm için ilk adımdır. Çünkü her kaygının nedeni aynı değildir ve her biri farklı bir yaklaşım gerektirir.

Zihni en çok yoran şeylerden biri, sürekli en kötü senaryoyu düşünmektir. “Ya başarısız olursam?” sorusu zamanla “Kesin başarısız olacağım” düşüncesine dönüşebilir. Böyle anlarda düşünceyi tamamen susturmaya çalışmak yerine, ona daha gerçekçi bir yerden cevap vermek işe yarar. Örneğin, şimdiye kadar yapılan çalışmaları hatırlamak ve süreci tek bir sınav sonucuna indirgememek, bakış açısını değiştirebilir.

Günlük çalışma düzeni de kaygı üzerinde doğrudan etkilidir. Belirsizlik, kaygıyı büyütür. Ne zaman ne çalışacağını bilmek ise zihni rahatlatır. Uzun ve yorucu programlar yerine, uygulanabilir ve esnek bir plan oluşturmak daha sürdürülebilir olur. Planın içinde kısa molalara yer vermek de en az çalışmak kadar önemlidir.

Bedensel olarak rahatlamak da zihinsel dengeyi destekler. Kısa yürüyüşler yapmak, temiz hava almak ya da birkaç dakika boyunca derin nefes egzersizi uygulamak, yoğunlaşan kaygının etkisini azaltabilir. Bu tür küçük molalar, zihnin yeniden toparlanmasına yardımcı olur.

Velilerin yaklaşımı da bu süreçte belirleyici bir rol oynar. Sürekli sınavdan bahsetmek ya da yüksek beklentiyi hissettirmek, kaygıyı azaltmaz; aksine artırır. Bunun yerine çocuğun çabasını görmek, sonucu değil süreci önemsemek ve yanında olduğunu hissettirmek çok daha sağlıklı bir destek sunar.

Sınav yaklaştıkça çalışma temposunu artırmak yerine, öğrenilenleri pekiştirmek daha faydalıdır. Son günlerde yapılan yoğun ve düzensiz çalışmalar, zihni daha da yorabilir. Oysa sakin bir tempo, güven duygusunu güçlendirir.

Unutulmaması gereken en önemli şey şu: LGS hayatın tek belirleyicisi değildir. Bu sınav bir duraktır, bir son değil. Kaygıyı tamamen yok etmek mümkün olmayabilir ama onu yönetmek öğrenilebilir. Ve çoğu zaman, doğru şekilde yönlendirilen bir kaygı, öğrenciyi geri çekmek yerine ileri taşıyan bir güce dönüşebilir.

Bu makale Batıanadolu Okulları Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.